Cinsellikte Doğru Bilinen Yanlışlar


KULAKTAN KULAĞA; CİNSELLİKTE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR: CİNSEL MİTLER

Çoğumuz oynamışızdır çocukluğumuzda “kulaktan kulağa” oyununu. Birkaç kişi yan yana sıralanır, ilk kişi yanındakinin kulağına bir şeyler söyler ve sonra sırayla kulağına söylenen şeyi oyuncular yanındakine aktarırı ve sondaki kişi seslice anladığını bağırarak söylerdi. Bazen şaşırtıcı bir şekilde ilk kişinin söylediği şeyden çok farklı bir cümle çıkardı son kişiden. Basit bir oyunda bile anlatılan ve anlaşılan çok farklı olabilirken “cinsellik” gibi ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde üzerinde konuşulması, tartışılması, anlatılması toplumca hoş karşılanmayan bir konuda doğru bildiğimizi sandığımız birçok yanlış, kalıplaşmış bilgi ortaya çıkabiliyor. Çünkü cinsellik konuşulmaması gereken, ayıp, günah, utanç verici bir konu olarak toplumsal yapıda yer alınca insanlar açıkça cinselliği konuşmak, öğrenmek yerine kendi yöntemleriyle bu konuda bilgi edinmeye çalışıyor. Kimi zaman arkadaşlardan öğreniliyor bu yanlış bilgiler, kimi zaman görsel ve yazılı basında kendini gösteriyor doğru bilinen yanlışlar, bazen de porno filmlerde görülen sahneler yapılması gerekenler olarak algılanıyor. Çünkü cinsellik halen ülkemizde bir tabu olarak, konuşulmaması gereken bir konu olarak görülüyor ve insanlar da rahatça edinemedikleri bu bilgileri kendi yöntemleriyle öğrenmeye çalışıyorlar.
Peki “cinsel mitler” den kastımız nedir, anlamı nedir bunun diyecek olursanız, cinsellikle ilgili doğru olmayan, gerçeği yansıtmayan, bilimsel temeli olmayan, ancak kulaktan kulağa yıllar boyu yayılmış ve artık herkes tarafından kabul edilir hale gelmiş, doğru bildiğimiz yanlış inanışlardır. Bunlara cinsellikle ilgili uydurmalar, hurafeler veya kurmacalar da diyebiliriz.

Cinsel mitler bugün baktığımızda ne yazık ki kişilerin ve çiftlerin hayatını karartabilmektedir.Cinsellikle ilgili doğru bilinen yanlışlarla sebebiyle cinsel hayatında sorun yaşayan insanlar ve çiftler her geçen gün artmaktadır. Çünkü ülkemizde 4-5 yaşlarından itibaren verilmesi gereken “cinsel eğitim” verilmemektedir ve cinsellik konuşulmaması gereken, konuşulduğunda kınanan, ayıplanan bir konu olarak algılanmaktadır. Dolayısıyla kulaktan dolma bilgilerle yola çıkıldığında da ve bilimsel bir temelle cinsellik öğrenilmediğinde de cinsel problemlerin yaşanması da kaçınılmaz olmaktadır. Çünkü bu yanlış bilgiler küçük yaştan itibaren kişinin bilinçdışına mutlak doğrular olarak yerleşir.

Değersizlik, yetersizlik, suçluluk gibi duygulara neden olabilen cinsel mitler, erken boşalma ve vajinismus gibi cinsel işlev bozukluklarına da neden olabilmektedir. Ayrıca kişinin yaşı, cinsiyeti ve diğer koşulları, onun cinsel mitlerden nasıl ve ne kadar zarar göreceğini belirler. Örneğin, cinsel performans ile ilgili cinsel mitler erkekleri daha çok etkilerken, bedenin cinsel birleşme ile zarar göreceğine dair cinsel mitler daha çok kadınları etkiler.

Cinsellikte doğru bilinen yanlışlar insanları hem cinselliği rahat ve keyifli bir şekilde yaşamaktan alıkoyar hem de utanılacak, ayıplanacak bir konu olarak algılandığından insanları tedaviden de alıkoyabilmektedir. Cinsellikle ilgili verilecek eğitimlerde, eğitim kurumlarına, sağlık kuruluşlarına ve devletin gerekli diğer kurumlarına büyük sorumluluklar düşmektedir.

Peki nedir bu cinsel mitler ve nelerle ilgilidir? Bunlardan önemlileri hangileri onların üzerinde duralım biraz.

1. Erkekler cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır.

En yaygın mitlerden bir tanesidir. Bu düşünce erkeği büyük bir performans kaygısı içerisine sokabilir ve sertleşmeyle ilgili problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Örneğin ilk gece birçok erkek erken boşalma sorununu yaşar ve bunun ardından bunun doğal olabileceği düşüncesi yerine ümitsizliğe ve kaygıya kapıldıklarında, bunu tam olarak erkek olamamak düşüncesine bağladıklarında bu sürekli bir başarısızlık ve yetersizlik duygusuna neden olabilir. Bu da erken boşalma, iktidarsızlık gibi cinsel işlev bozukluklarını tetikleyen ve deavm ettiren unsurlara dönüşebilir. Ayrıca evlilik yaşantısında da eşler arasında uyumsuzluğa yol açıp yoğun bir stres unsuru olarak evlilik yaşantısının temellerini sarsabilir

2. Cinsellikte erkek yöneticidir, her şeyi bilir. Cinsel eylemi erkek başlatmalıdır.

Bu mit toplumsal anlamda kadın ve erkek olmanın ne demek olduğu ile ve toplumsal cinsiyet anlayışı ile doğrudan ilgilidir. Toplumumuz için düşünecek olursak kadının edilgen olması gerektiği anlayışını vurgulayarak bu edilgen rolün de devamına yol açar. Ayrıca çiftlerin cinsellik manasında kendilerini geliştirmelerinin önünü tıkar. Bunlara ek olarak bu cinsel mite göre cinsellik eyleminin başlamasına önayak olan kadın hafif, ahlaksız bir kadındır. Oysa yapılan araştırmalar kadının başlattığı cinsel eylemlerin her iki cins için de daha doyurucu olduğunu ortaya koymaktadır.

3. Erkekliğin, cinsel performansın ve cinsel gücün göstergesi sık sık cinsel ilişkide bulunmaktır.

Her iki cins için de düşünüldüğünde çiftler arasındaki cinsel istek düzeyleri farklı olabilir. Bu durum cinselliği bir keyif olmaktan çıkarıp bir mecburiyete dönüştürebilir ve evlilik açısından ciddi problemlerle karşı karşıya kalınabilir.

4. Cinsellik penisin vajinaya girmesinden ibarettir.

Bu mit cinselliğin yalnızca üremek ve çoğalmakla ilgili olduğu anlayışıyla doğrudan ilgilidir. Oysa ki cinsellik dokunabilme, dokunmaya odaklanabilme, haz alıp haz verme gibi birçok unsuru içinde barındıran bir eylemdir. Bu anlayışla yaşanılan bir cinsellik özellikle kadınlarda uyarılma bozukluklarına ve orgazm olamama sorunlarına da zemin hazırlayabilir.

5. Sevişme sırasında konuşulmaz.

Çiftlerin konuşması, sevişirken birbirlerine özel hissettirecek sözler söylemeleri çok önemlidir. Hayatın her alanında olduğu gibi cinsellikte de olumlu iletişim eyleme renk katar.

6. Kadınlar cinsel ilişkiden çok zevk alırlar.

Cinsel ilişkiden zevk alma duruma, ortama, partnerlerin ilişkisine… gibi birçok faktörden etkilenir ve her kadın da erkek de cinsel eylemden çok zevk alabilir. Kadınların böyle bir zorunluluk hissetmesi yaşayacakları hazzı azaltıp sorun yaşama potansiyelini arttırabilir.

7. Cinsellik hakkında keşfedilecek yeni şeyler yoktur. Cinsellik içgüdüseldir, öğrenilmez.

İçgüdüsel ve biyolojik temelli olmakla birlikte cinsel tutum ve davranışlarla ilgili birçok şey öğrenme yolu ile gerçekleşir. Ve cinsellik bu manada bakıldığında insanların kendilerini geliştirip değiştirmelerine en açık alanlardan biridir. Cinsellik belki de biz insanların çok bildiklerini düşündükleri ancak birçok eksik ve yanlış bilgiye sahip olduğumuz bir alandır. Bu yüzden doğru kaynaklarla, kitaplarla, cinsel terapistler kanalıyla… bilgiye ulaşmak mühimdir.

8. Cinselliğin temel amacı orgazm olmaktır, orgazm bitince cinsellik de biter.

Belki de en çok can yakan mitlerden biri de bu mittir. Cinselliğin amacı keyif almaktır, zevk almaktır. Sürece değil sonuca odaklanan bir cinsellik anlayışı keyif almaktan çok görev gibi görmeye iter çiftleri.

9. Dokunma, okşama, öpüşme vb. tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşme ile sonuçlanmalıdır.

Cinselliğin penis vajina birlikteliğinden ibaret olmadığını yukarıda açıklamıştık. Dokunma, okşama, öpüşme gibi eylemler de cinselliğin çok önemli parçalarıdır ve her dokunuş, her öpüşme cinsel birliktelikle sonuçlanmak durumunda değildir. Hatta ki bu tür cinsel birleşmeyle noktalanmayan dokunuşlar çiftlerin birbirine olan arzu ve isteklerini daha da arttırmaktadır. Şöyle bir slogan bu durum için iyi bir örnek olabilir: “Yedi kere dokun bir kere seviş!”

10. Mastürbasyon kirli ve zararlıdır.

Bilinen en eski ve yaygın mitlerden biridir. Kişide pişmanlık ve suçluluk duygularına yol açar. Ayrıca birçok bedensel ve ruhsal sorunlara yol açtığı düşüncesinden temelini alır. Bunun yanında toplumdan ve ebeveynlerden edinilen anlayış da bu mitin oluşmasında etkilidir. Mastürbasyon bedensel ya da ruhsal bir soruna yol açmaz, zararlı değildir, alışkanlık yapmaz. Cinselliğin doğal bir parçasıdır. Evli olan çiftlerin ya da yaşı ilerleyen insanların da yapması doğaldır, bu bir tercih meselesidir.

11. Erkeğin penisinin boyu çok önemlidir.

İlkel çağlardan beri insanoğlunun yaşantısında yerini alan bir mittir. Zira o çağlardan biri erkek için gücün ve iktidarın simgesi sertleşmiş büyük bir penistir. Pornografik yayınlarda da sıkça işlenen bu mit birçok erkekte yetersizlik duygularını tetiklemekte ve onları endişelendirmektedir. Bunun yanında kadının zevk alabilmesinin sadece büyük bir penis ile mümkün olacağı önyargısına neden olamaktadır. Oysa ki çok büyük penis çoğu kez kadınlara acı verir. Bir erkeğin penisinin küçük olması asla yetersiz olduğu anlamına gelmez. Yapılan araştırmalar ortaya koymuştur kadınların en çok zevk aldıkları nokta vajinanın 1/3 lük kısmıdır (3 santim). Bunun yanında penis sertleşmemiş haldeyken de zevk alınıp verilebilir ve boyuttan çok önemli olan bir şey de cinsel bilgi ve birikimdir.

Sonuç olarak bu saydıklarımızın yanına konulabilecek birçok cinsel mit bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmını burada açıklamaya çalıştık. Unutulmamalıdır ki bunlar yaşantılar sonucu ortaya çıkmışlardır ve yüklediğimiz anlamla doğrudan ilgilidir. Bu tür doğru bilinen yanlışlardan arınmak için çok küçük yaşlardan itibaren cinsel eğitim son derece önemlidir. Ve son olarak benim çok sevdiğim şu cinsellik tanımını akıldan çıkarmamak gerekir:

“Cinsellik, rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır.”


Beğendin mi? Paylaşmaya ne dersin :)